POLİFAKTÖRİYEL KAYNAKLI BİR SEMPTOM

07.07.2013 00:00
Polifaktöriyel kaynaklı bir semptom Hemen hemen herbirimiz günün birinde mutlaka bir sebeple doktora gitmişizdir. Doktor muayene esnasında ya da reçetesini yazarken bazı kelimeler kullanır. Biz de anlıyormuşuz gibi yüzüne bakar ama cümlesinin sonunda aslında ne demek istediğini gerçekten anlayacağımız o açıklayıcı cümleyi kurmasını bekleriz. Doktor "polifaktöriyel kaynaklı bir semptoma rastladık sanınmdiare olmuşsunuz" dediğinde suratımızınşeklini bir fotoğraflamak lazım. "Ne kadar ömrüm kaldı doktor bey, lütfen söyleyin" dememizin an meselesi olduğunu tahmin etmek zor değil.Doktor, ishal olmuşsunuz bir ilaç yazıyorum, kullanın geçecek dediğinde, iki dakika önce hissettiğimiz sıcaklığın korkudan değil ishalden olduğunu anlayıp rahatlarız. Her alanın kendi özgü bir dili ve terminolojisi vardır. Bir insanın bunların hepsini bilmesi ne mümkündür ne de gereklidir. Ancak insan tabiat bilmediği şeylerden uzak durmayı tercih ettiği gibi bu bilinmeze karşı da bir korku taşır yüreğinde. Gelin görün ki biz Türk milletinin bilmediği bir şey neredeyse yok gibidir. Hastaysanız bir yakınınız size mutlaka bir ilaç ismi yada tedavi önerebilir, bir adres sorduğunuzda aşağı yukan mutlaka bir tarif yapılır. Bir yer hakkında konuştuğunuzda karşınızdaki bilmiyorsa bile kafa sallar sanki görmüş gibi. Bir filmi hiç seyretmemiş birisi kulaktan dolma bilgiler ile size filmi rahatlıkla eleştirebilir. O kadar çok örnek var ki. Peki nedir bizi bu "herşeyi bilen, her halttan anlayan insan" konumuna zorlayan faktör. Yoksulluktan kaynaklanan ^ çeşitli imkanlara erişememenin getirdiği bir yetersizlik mi? Baş kalan tarafından cahil görülme korkusu mu? Aşın özgüvenden kaynaklı ukalalık mı? Cehaletin getirdiği sınırsız cesaret mi? Ve şuan aklıma gelmeyen başka sebepler mi? Sebebi her ne olursa olsun tedavi etmeden önce hastalığı tespit etmek şart. Mesela renk körlüğü gibi bilgi körlüğü denen de bir şey vardır. Siz çevrenizde kimlerin renk körü olduğunun farkında mısınız? Bırakın sizi, kişinin kendisi bile çoğu zaman bu rahatsızlığının farkında olmayabiliyor. Bir göz hastanesinin verilenne göre her 20 erkekten ve her 200 kadından birinde renk körlüğü göriilüyormuş. Şimdi bir rerık körü ile renkler hakkında konuştuğunuzu düşünün. Ne siz ne de o renk körü olduğunu bilmiyor. Kıyasıya bir inatlaşma. ısrar, sonuna kadar savunma. Bilgi için de aynı bakış açısını sürdürebiliriz. Bilmediğini bilmek için önce bilgi edinmek gerekiyor. Bu yüzdendir ki insanlar okudukça cehaletinin daha bir (arkına vanr ve mütevazılığa yönelirler, bilgi kültür ve sanattan uzak duı an toplum lar sevgi, hoşgörü ve yaratıcılıktan da uzaklaşırlar. Kutsal kitabımızdaki ilk aye tin "oku" olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim."Oku da adam ol baban gibi. eşek olma."
YORUMLAR
facebook'dan takip et
twitter'dan takip et