BAŞBAKANIN KONUŞMALARI

25.06.2013 00:00
Erdoğan, tuzak kurularak, başına Gezi Parkı taşı düşürüldüğünü 'söylüyor'! Kayseri ve Samsun konuşmalarına bakarsak dört haftadır yaşananlar bir oyunun parçasıdır. Tuzağı kuranların sayısı bir haylidir; içerde faiz lobileri, CHP lideri ve milletvekilleri, bazı sivil toplum örgütlerini yönetenler veya kullananlar, büyümemizden rahatsız olan devletleri yönetenler karşılaştığımız tuzağı, hepsi bir arada veya birbirinden habersiz hazırlamışlardır. Sayın Erdoğan'ın bu söylediklerine inanmadığını sanıyorum. 4 yıla yakın istanbul Belediye Başkanlığı ve 10 yıl başbakanlık yapmış bir insan, Gezi Parkı olaylarını nasıl 'tuzak' olarak tanımlayabilir? Bu durum, Başbakan'ın söylediğine inanmak veya inanmamak durumunda bırakıyor. İkisi de güç kabul edilecek bir durumdur. Başbakan bir yandan yurtdışı güçleri, bir yandan iç örgütleri gösteriyor! CHP faiz lobisiyle birleşerek mi bir tuzak hazırlamış veya bir yabancı servis içerdeki bir dernekle mi işbirliği yapmış. Sonuç Gezi Parkı olayları ise bu işbirlikleri pek gerçekçi değildir. niçin varmış gibi tuzaktan bahsetmektedir? çeşitlendirmektedir. Bir afişin asılmasını anlatırken suçladığı faili, polisin karşısında oturana Başbakanın konuşmalarıçatarkendeği*tırm<^ Olsa olsa, bunlardan birinin hazırladığı 'tuzak' çalışmaya başlayınca diğerleri de "Ben de varım" demiş olabilir; ama sayılan failler biriki değil çok... Önce CHP'yi 'Tuzak' projesinden çıkaralım. CHP bir başka örgütle ortaklaşa veya kendi başına böyle bir tuzağı planlamaz ve planlayamaz; olan planı yürütmeyi kabul etmez ve yürütemez. Başbakan'ın olay çıktıktan 20 gün sonra bile hâlâ "biliyoruz", "açıklayacağız" gibi zayıf söylemle tuzaktan bahsetmesi, tuzağın gerçek olmadığının itirafıdır. Başbakan inanmadığı halde, Onun inanmadığı şeyleri halka söylemesini, Gezi Parkı ve devamını anlamaması nedenine bağlayabiliyorum. Eğer katılanların kim olduğunu, niçin oraya geldiklerini, ne yaptıklarını, düşünceleri bil inseydi veya henüz anlaşılmadığı söyleniyor olsaydı, oyun ve tuzaktan bahsedilmezdi. Başbakan, Gezi Parkı olaylarını tutarlı biçimde açıklayamadığı için faillerini de Başbakanlık Ofısi'ne gidenleri suçlarken başka fail seçmektedir. Başbakan çok özneli ve çok amaçlı bir fiil tanımlayıp her bir özneyi ayrı ayrı bütün oyunun faili gibi suçlayabilmektedir. Bu karmaşıklık Başbakan'ı, maalesef devlet yönetimini tutarlı politikadan mahrum bırakmaktadır. Başbakan sık sık, fiükümetin bu oyunu bozacağını söylemektedir ama ne yaparak veya hangi politikayı uygulayarak bozacağını dinleyenlerinden gizlemektedir! Kendisi biliyor mu? Bildiğinden emin değilim; olayın nedeni bilinmemekte, bilinmeyen olayın çözüm yolu da bulunamamaktadır. Arkadaşlarıyla konuşma zamanını, mitinglerde harcamaktadır. Kesin bir sonuca varmadan haftada üç miting, doğru tanıya ulaşılamamasının nedenlerinden biridir. Bilgi noksanlığı onu sık sık dinsel güçlere yollamaktadır. Hiç gereği olmadığı halde kutsal güçlere sığınmakta, kutsallardan yardım istemekte, onlara güvendiğini söylemektedir. Hemen arkasından siyasete geçmekte, bir-iki cümle sonrasında da halkın gücüne inancını vurgulamakta, sonra aklına hükümet olduğu gelmekte ve "Şimdiye kadar bir çalışmışsak beş çalışacağız" demektedir. Karmakarışık konuşma metni, tuhaftır, inanmadıklarını tekrarlıyor gibi geldi bana; olayın tanımını, faillerini, unsurlarını bir türlü gördüğü gibi anlatamıyordu! Henüz bir tanı koymamışsa anlamaya çalışıyorum demesi daha iyi değil mi?
YORUMLAR