17 Nisan 2014 Perşembe
4. Kuvvet OKUR

Hayvanları Koruma Kanunu taslağı tam bir yok etme planıdır!

19.09.2012 08:47:53

Uzun süredir düzenleneceği ve düzeltileceği belirtilen Hayvanları Koruma Kanunu ile ilgili olarak, medyadan takip etmekte olduğumuz taslak tam bir yok etme planıdır.

5199 sayılı kanunda değişiklik tasarısına itirazlarımız

 

 

Sayın Basın Mensubu,

Uzun süredir düzenleneceği ve düzeltileceği belirtilen Hayvanları Koruma Kanunu ile ilgili olarak, medyadan takip etmekte olduğumuz taslak tam bir yok etme planıdır. Bizler, hayvana kötü muamele (dayak, tecavüz, işkence vb) konusunun suç kapsamına alınarak cezalandırılması konusunda devletimizden kanunda değişiklik beklerken, hükümet torba yasa fırsatı/imkanını kullanarak, konuyu oldu bittiye getirmek istemekte, sokaklarımızın rengi hayvanlarımızın, ait oldukları, beslendikleri, beklendikleri, sevildikleri yerlerinden alınarak toplu yaşama mahkum olmalarını, dolayısı ile ölümlerini sağlayacak düzenlemeler getirme peşindedir.

 

Toplu yaşam gerçeğinden biraz bahsetmekte yarar var; yakın geçmişte İstanbul’un Tuzla ilçesi orman lık alanda Tuzla Belediyesi Doğal Yaşam Parkı adı altında 20.000 m2’lik bir alan yaratıldı, yapılması gereken güçten düşmüş, sakat ve yardıma muhtaç hayvanları bu alanda barındırmakken, Tuzla ilçesindeki tüm sokak hayvanları bu alana toplanmaya başlandı, öyle şuursuzlaşıldı ki, bu alana obez (bulunduğu yerde bakılan hatta fazlaca beslenen) ve hatta doğurmakta olan hayvan bile doğumunun ortasında iğne ile bayıltılıp getirildi. Sonrasında yaşanan ise önce bakteri ve virüs yolu ile kırım, sonrasında kuvvetlinin zayıfı yok ettiği (parçaladığı) bir can pazarı, daha sonrasında da sokaklardan toplanan hayvanların alana sığmadığının tespiti ve veteriner hekim ve toplamacıların eliyle birebir iğne ile kıyım. Bu konuları takip eden arkadaşlar Tuzla Doğal Yaşam Parkı tecrübesini, ortaya çıkan kıyım ve dolayısı ile başarısızlık sebebiyle burada faaliyet gösteren Tuzla Belediyesi Veteriner İşleri’nin el çektirilerek, alanın yönetiminin İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’ne devr edildiğini bilir. Öğrenmek isteyenler ise internette küçük bir araştırma yapabilirler.

 

Bu yasa değişikliği taslağı Nazi Almanyası’nda Museviler için kullanılan yöntemi (topla ve imha et) sokak hayvanları için hukukileştirmektedir. Hayvanı korumaktan uzak olduğu gibi ‘hayvana ölüm ve hayvansevere ceza yasası' olarak hazırlanmıştır.

 

Çıkartılması planlanan kanunda ön görülen değişiklikler ve itiraz ettiğimiz konular aşağıdaki gibidir;

 

MADDE 2 - “Ev ve süs hayvanı ve kontrollü hayvanları bulundurma ve sahiplenme şartları, hayvan bakımı konularında verilecek eğitim ile ilgili usul ve esaslar ile sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanmak suretiyle, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

“Meskende barındırılabilecek ev ve süs hayvanı tür ve sayısı Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

Meskende bakılacak hayvanların tür ve sayılarının devletçe belirlenmesi ancak totaliter rejimlerde olabilecek insan hak ve özgürlüğünü kısıtlayıcı bir durumdur. Halihazırda petshoplar ve ruhsat verilen üretim çiftlikleri ülkeye sayısız hayvan kazandırmakta, ülkeye yasa dışı yollarla oluk oluk hayvan girmektedir, dolayısı ile devlet yeni hayvan girişini engelleyemediği ya da göz yumduğu için bu hayvanların büyük bir çoğunluğunun sokaklara düşmesi engellenememektedir. Devlet önce kendi ayıplarını örtmelidir. Ayrıca kanunda mal olarak konumlanan hayvanların edinilmesi de 'mal satın alma' kapsamıyla aynı olacağından, yasak getirilmesi mantık dışı ve insan haklarına aykırıdır. Önce üretimin önü kesilmeli, hayvan nüfusu üretim ve girişler yasaklanarak kontrol altına alınmalıdır.

Bilindiği üzere, yerel yönetimlerin büyük kısmı yasal görevleri olan sokak hayvanları ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmedikleri ve bu konuda devlet tarafından hiçbir yaptırıma uğramadıkları için ortaya çıkan olumsuzluğu, duyarlı insanlarımız bir nebze hafifletmeye çalışmaktadır. Kendilerini sorumlu hissettikleri hayvanlarla ilgili olarak maddi ve manevi tüm imkanlarını zorlayarak oluşturmaya çalıştıkları yaşam alanları, yani meskenleri devleti ilgilendirmemelidir. Bu madde yaşatmaya çalıştıkları hayvanları, büyük fedakarlıklarla en azından meskenine dahil ederek korumaya çalışan hayvanseverlere ceza niteliğindedir.

Bir başka soru ise meskeninde çok sayıda hayvan barındıran hayvanseverin bu yasa çıktıktan sonra hayvanlarına ne olacağıdır. Bu hayvanları barındırmak için gerekli altyapı olmadığı bilindiğine göre toplanması planlanan hayvanlar ne şekilde korunacaktır? Ev ortamına alışmış, ailenin parçası olmuş sahibiyle duygusal bağ kurmuş hayvanların sahiplerinden nasıl sökülüp alınacağı merak konusudur.

 

Bu konunun 'hayvan koruma' ile ilgisi olmadığı gibi yasaya koyulmasının da manası yoktur çünkü çevre ve halk sağlığına zarar verme halinde belediyeler zaten müdahale etme hakkına sahiptir.

 

MADDE 3 - “Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda öngörülen durumlar dışında öldürülmeleri yasaktır.”

3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu'ndan kurtulmamız güzel, fakat bu madde halen eski kanunun değiştirilmeyen aşağıdaki maddesi ile kendi içinde çelişmektedir :

 

MADDE 13. - Kanunî istisnalar ile tıbbî ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan acil durumlar dışında yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemez.

Bu maddede kanuni istisnalara yeni gerekçeler eklenmekte ve sanki gebe hayvanlar dışında hepsinin öldürülebilmesi için ortam yaratılmaktadır.

 

MADDE 4 - 5199 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Deney hayvanları ile yapılan çalışmalar dışında, hayvanlara tıbbi ve cerrahi müdahaleler sadece veteriner hekimler tarafından yapılır.”

Bu maddeden deney hayvanlarının can taşımadığı ve hayvandan sayılmadığı sonucuna varıyoruz. Deney hayvanlarının kapalı kapılar ardında uğradığı zulme sessiz kalmak mümkün değildir.

Deney hayvanlarına yapılan işkencelerin önlenmesi için bir kanun değişikliği beklerken, maalesef ortaya bu zulmü kolaylaştırıcı (veteriner hekim bulundurma zorunluluğunu kaldırmak gibi) ifadeler eklenmiştir. Bu şekliyle kanun ilaç, kozmetik vb. ticari şirketlerinin merdiven altı işletmelerinin rahatlıkla ve sorumsuzca deney yapmaları teşvik edilmektedir ve insani değildir.

Ayrıca beklentimiz sahipsiz sokak hayvanlarının deney için kullanılmasının yasayla yasaklanmasıdır.

Hayvanları Koruma Kanunu hükümleri bütün hayvanları olduğu gibi deney hayvanlarını da kapsar. Deney hayvanlarının tabi olacağı prosedürlere ilişkin oluşturulacak etik kurullar bu kanunun amir hükümlerini dikkate alarak denetim yapmak zorundadır.

 

MADDE 5 - 5199 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (a), (j), (l) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki (m), (n) ve (o) bentleri eklenmiştir.

“a) Hayvanlara işkence yapmak, psikolojik acı çektirmek; hayvanları, yaralanmasına sebep olacak şekilde dövmek, aç ve susuz bırakmak, sokağa terk etmek, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak'' (750 TL ceza)

“j) Hayvanlara tecavüz etmek,” (1 yıla kadar hapis cezası)

“l) Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasileiro gibi tehlikeli köpek ırklarını ve melezlerini üretmek, sahiplenmek, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak, takas etmek, sergilemek ve hediye etmek.” (2 yıla kadar hapis cezası ve hayvana da el konur)

“m) Hayvanları, ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya diğer yaban hayatı yaşama alanlarına bırakmak.” (300 TL ceza)

“n) Ev ve süs hayvanı satışı yapan yerlerde yırtıcı, saldırgan ve zehirli hayvanları satmak.”(300 TL ceza)

“o) Hayvanları, ölümüne sebebiyet verecek şekilde dövmek veya işkence yaparak öldürmek.” (2 yıla kadar hapis cezası)

Eski 'j' bendinde hayvana tecavüzle birlikte bulunan HAYVANA İŞKENCE YAPMAK fiili 'a' bendine eklenmiştir ve CEZASI HALEN CEZASI 750 TL OLARAK SABİTLENMİŞTİR. Kısaca hayvana işkence yapmak, psikolojik acı çektirmek, yaralanmasına sebep olacak şekilde dövmek, aç ve susuz bırakmak, sokağa terk etmek, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak HALA KABAHATLER KANUNU KAPSAMINDADIR ve esas hayal kırıklığı budur. İşkence ile öldürme fiilinin ceza kanunu kapsamı içerisine alınması başka bir deyişle hayvanın ölümünün beklenmesi ise ancak tribünlere oynamak olarak nitelendirilebilinir.

Ülkemizde şiddet suçları günlük ve olağan hale gelmiştir. Bu ülkenin uygar insanları olarak yeryüzündeki canlıların en zayıfı olan hayvanlara karşı işlenecek şiddet suçlarının, çocuk, kadın, yaşlı ve hastalara karşı işlenecek olanların başlangıcı olacağının bilincindeyiz ve devletimizin bunu önlemek için görüldüğü üzere en ufak bir teşebbüste bile bulunmamasını büyük üzüntüyle karşılıyoruz.

Hayvana ucunda ölüm olmadıkça işkence etmek para cezası ile geçiştirilip, tecavüzün cezası 1 yıl hapis iken, Pitbull Terrier sahibi olmak koşulsuzca 2 yıl hapis ile cezalandırılmaktadır!

Bu madde aşağıdaki ilgili maddede izah edeceğimiz gibi Pitbull köpeklerinin kıyımına yol açacağı için hayvan koruma ile hiç bir alakası yoktur.

 

MADDE 6 - Her ilde il hayvanları koruma kurulu, vali veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında, sadece hayvanların korunması ve mevcut sorunlar ile çözümlerine yönelik olmak üzere toplanır.

Bu toplantılara;

a) Büyükşehir belediyesi olan illerde genel sekreter veya genel sekreter yardımcısı, büyükşehire bağlı ilçe belediye başkanları veya yardımcısı, büyükşehir olmayan illerde belediye başkanı veya yardımcısı, İl özel idare genel sekreteri, İl çevre ve şehircilik müdürü, Bakanlığın ildeki şube müdürü, İl gıda, tarım ve hayvancılık müdürü, Halk sağlığı müdürü, İl milli eğitim müdürü, İl müftüsü, Belediyelerin veteriner işleri müdürü, Veteriner fakülteleri olan yerlerde fakülte temsilcisi, Münhasıran hayvanları koruma ile ilgili faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlardan valilik takdiri ile seçilecek en çok iki temsilci, İl veya bölge veteriner hekimler odasından bir temsilci katılır.

İl Hayvan Koruma Kurullarınnın işleyişinde denge, ilerleme ve etkinlik beklerken kurulda hayvan koruma gönüllülerinin sayısı aynı kalmış bunun yanı sıra mevcut devlet erkanına 2 kişi daha eklenmiştir. Bu kurullarda devlet erkanı ile hayvan koruma gönüllüleri arasında denge olmalıdır ki kararlar hayvan lehine ve adil olabilsin.

Ayrıca hayvan koruma gönüllülerinin seçiminin sivil toplum kuruluşlarının da önerisi ile olması da daha demokratik olacaktır.

 

MADDE 11 - “ Bu Kanunun Geçici 1 inci maddesi uyarınca tehlikeli köpek sahiplenenlerin dışında; tehlikeli köpek bulunduranlar, maddenin yürürlüğe girmesini takiben üç ay içinde köpeklerini bakımevine teslim etmek, bakımevleri de bu hayvanları öncelikle almak zorundadırlar.”

Halihazırda ülkemizde eski kanun yüzünden mağdur olan mevcut 'on binlerce' Pitbull Terrier'in korunması ile ilgili maddeler beklerken, çıka çıka bu hayvanları barındıranlara hapis cezası çıkmıştır.

Bu kanunun hayvan koruma kısmı için ülkede altyapı hazır değildir. Hayvanlar 3 ay sonra teslim edildiğinde barınacağı barınak ya da bakımevi yoktur o zaman akıbetleri ne olacaktır?

Ülkede bebek gibi bakılan, sahiplerinin çocuklarını dahi emanet ettiği binlerce sahipli Pitbull Terrier vardır. Saldırgan yetiştirilen, kötü bakılan ve kötü kullanılan Pitbull Terrier'lerin onlarla aynı kefeye konması hem hayvana hem sahibine yapılmış büyük bir adaletsizliktir. Yapılması gereken, öncelikle yasa dışı ülkeye girişlerini ve üretilmelerini engellemek, belediye ve veteriner hekim tespitleri ile, barındırma ve gezdirme şartlarına uymayanlara ve bu ırkları kötü amaca hizmet ettirenlere büyük cezalar getirmek, el koyulan tehlikeli ırkların barınabileceği bakımevleri oluşturmak, fakat iyi bakılanların kısırlaştırılmalarını zorunlu kılarak belediyelere kaydının yapılması suretiyle güvenceye almak ve takip etmektir. Bu ayrımı yapmamak bizler gibi bu Dünya'ya doğmuş ve yaşam hakkına sahip bu canlılara karşı yapılacak en büyük haksızlıktır.

Hayvanların da insanlar gibi acı çektiği konusunda tüm dünyada farkındalık artarken Türkiye’nin bir ‘Hayırsız Ada’ örneği daha yaratacak olması düşündürücüdür. Aşağıda iletilen linki zaman ayırıp okursanız bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da bilinçden uzak olduğumuzu göreceksiniz. http://www.zulalkalkandelen.com/2012/09/7-temmuz-2012.html

Bu bilgiler ışığında ilgili bakanlıkça meclise sunulacak olan tasarının ya tamamen çekilmesi ya da yukarıda iletilen bilgi ve yorumlar ışığında gerekli düzeltmelerin yapılması konusuna yayınlarınızda yer vermeniz ve yanımızda olmanız dileğiyle.

 

Saygılarımla,

 

Aysun Günal

Yorumlar

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!