23 Nisan 2014 Çarşamba
   07.02.2013 20:32:44
Güncelleme : 09.02.2013 14:40:19  

Muhteşem Yüzyıl 85.Bölüm izle.. Muhteşem Yüzyıl'da dün ne oldu? Hürrem suikastten nasıl kurtuldu?Hürrem Hatice'den intikamını almak için ne yaptı?

06.02.2013,Muhteşem Yüzyıl 85. Bölüm hd izle,Muhteşem Yüzyıl 85. Bölüm seyret,Muhteşem Yüzyıl full hd izle, Yeni bölüm izle, son bölüm izle, yeni bölüm hd izle,Papa, Kanuni'ye suikast düzenlemek istedi. Ama...

  Dün akşam yayınlanan 85 bölümde Muhteşem Yüzyıl'ın tüm dengeleri değişti. Hürrem Sultan'a suikast düzenlemek isteyen Hatice Sultan'ı Manisa'ya sürüldü. İtalya seferini engellemeyi planlayan Papa, Kanuni'ye suikast düzenlemek istedi. Ama...

Star TV'nin fenomen dizisi Muhteşem Yüzyıl dün akşam yayınlanan 85. bölümünde Kanuni Sultan Süleyman'a düzenlenen suikast sahnesiyle izleyenleri koltuklarına çiviledi.

Geçtiğimiz bölümde Hatice Sultan, Pargalı İbrahim Paşa'nın idamından sorumlu tuttuğu Hürrem Sultan'ın öldürülmesini emretmiş ancak Hürrem Sultan bu suikastten kurtulmuştu. Dün akşam bu suikast girişimini öğrenen Kanuni Sultan Süleyman, Hatice Sultan'ı Manisa'ya sürgüne yolladı. Manisa'ya çocukları ile birlikte giden Hatice Sultan burada Mahidevran ve Şehzade Mustafa ile birlikte yaşamaya başladı.

İtalya'ya sefer hazırlığında olan Osmanlı Devleti'ni engellemek isteyen Papa, Kanuni'ye bir suikast düzenlenmesini emretti. Suikast için Payitahta gelen genç bir şövalye önce saraya girerek keşif yaptı ondan sonrada çarşıda teftişe çıkan Kanuni Sultan Süleyman'a hançer ile saldırdı. Ancak şövalyenin unuttuğu bir şey vardı: Malkaçoğlu Bali Bey. Malkoçoğlu Bali Bey, Kanuni Sultan Süleyman'a düzenlenmek istenilen suikastı engelledi.

Suikast girişimi İtalya'ya düzenlenecek olan sefer hazırlıklarının daha da hızlanmasına neden oldu. Kanuni Sultan Süleyman, Şehzade Mehmet ve Selim'i sefere götürmeye karar verir iken, Şehzade Mustafa'yı sefere götürmekten vazgeçti. Hayal kırıklığı yaşayan Mustafa, bu kararın arkasında Hürrem Sultan'ın olduğunu düşünerek, Hürrem'e karşı diş bilemeye başladı..  


  

hurrem suikast-Robot ile gazetea24video

Yurtdışındaki Türk imajı ve Muhteşem Yüzyıl dizisi

Eskiden yurtdışında nerelisiniz sorusuna, Türkiye, diye cevap verince, karşınızdakinin meşrebine göre, "Tarkan”, “Orhan Pamuk” ya da "Mehmet Ali Ağca” gibi tepkiler alıyordunuz. Bugünlerde yabancı birisine Türküm dediğiniz zaman önce gözleri parlıyor, sonra lunaparka ilk defa girmiş bir çocuk gibi büyülenmiş gözlerle sizi uzun bir süre sessizce süzüyor, en sonunda da ağzını sonuna kadar açarak "Muhteşem Yüzyıl” diye bağırıyor. Her hafta bir araya gelip kekler, pastalar eşliğinde Muhteşem Yüzyıl partileri düzenleyen Rus komşularımdan biliyorum, özellikle Osmanlıların bir zamanlar hakimiyet kurduğu Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu ülkelerinden ne kadar göçmen tanıyorsam, hemen hepsi düzenli bir şekilde diziyi seyredip aralarında tartışıyorlar.

Cariye rolünde Sareh Bayat

 

Amerika’da yaşayan annesini ziyareti sırasında buluşup bir İran lokantasında çay içtiğimiz, Bir Ayrılık filmindeki rolüyle Berlin Film festivalinde en iyi yardımcı oyuncu rolü alan İran’ın ünlü oyuncusu Sareh Bayat, ülkesinde yasak olduğu için gizlice seyrettikleri Sultanı (Muhteşem Yüzyıl) dizisinden başını kaldıramadığını, cariye gibi küçük bir rol bile olsa dizide oynamayı çok istediğini söyleyip tanıyorsam eğer dizinin yapımcısı Timur Savcı’ya onun için ulaşmamı isteyince "yök artık, bu nasıl bir dizi aşkıdır” diye tepki gösterdim.
Bilmeyenler için hemen belirtmeli; Geçen yılın Oscar adayı olan Bir Ayrılık filminde başrol oynayan Sareh Bayat’ın, tanıdığım bütün oyuncuların küçük bir rolde bile olsa oynamak için kolunu, bacağını verecekleri İran’ın büyük yönetmeni Mecid Mecidi’nin 30 milyon dolarlık Hz.Muhammed filminde de büyük bir rolü var. Böyle bir bilgiyi paylaşınca Sareh’nin büyük bir yapımdan sonra neden Muhteşem Yüzyıl’da küçük bir cariye rolüne dahi razı olacak olmasına "ohaa" diye tepki vermem belki daha iyi anlaşılır.

Kanaatimce “Cumhuriyet tarihinin en geniş hacimli kültür ihracatı” olan Muhteşem Yüzyıl dişinin başarısını sadece, özellikle Osmanlı'nın yüzyıllar boyunca hakimiyet kurduğu Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu coğrafyasındaki popülerliğine bakarak, bu topraklarda yaşayan halkın bir zamanlar kendilerini yönetmiş olan hanedana yönelik ilgisiyle izah edemeyiz. Bunun muhakkak başka bir nedeni vardır.

Hiç Ölmeyen Klasik Eserler

Klasik eserlerin yüzyıllardır hiç eskimemesi, Balzac’ın, Tolstoy’un, Dostoveyski’nin romanlarının her devirde sürekli okunmasının sebebi, insana ait temel duyguları anlatmasıdır. Ölümünün üzerinden beşyüz yıl geçmesine rağmen tazeliğinden, orijinalliğinden ve güncelliğinden hiçbirşey kaybetmemiş Shakepeare’in oyunlarından kralları, lordları, dükleri, sarayları, savaşları çıkardığınız zaman geriye bütün çıplaklığıyla insanın kaldığını görürüz. Othello, Kral Lear, Macbeth, Hamlet, 3. Richard gibi oyunların anlatılan şey, sevgi, intikam, kıskançlık, iyilik, kötülük, aile bağları, ihanet, ırkçılık, hırs gibi yontma taş devrinden her onbeş dakikada bir akıllı telefonlar aracılığı ile emaillerin kontrol edildiği modern zamanlara kadar hiç değişmemiş insana ait temel duygulardır.

Aşk İmiş Her Ne Var Alemde

Bunların içinde en büyüğü, hiç kuşkusuz bütün bir evrenin ve içindeki herşeyin üzerine inşa edildiği "aşk"tır. Josephin’e, "Bütün bu savaşları senin için yapıyorum" diyerek Avrupa’yı kana bulayan Napoleon ile Nothing Hill filmindeki basit bir kitapçıya gözleri yaşlı bir şekilde "Ben önünde durduğu erkekten kendisini sevmesini isteyen basit bir kızım aslında" diyen Hollywood yıldızı Anna Scott arasında hiçbir fark yoktur. Her ikisinin de istediği, ihtiyaç duyduğu şey aşktır.

Dizinin, elli küsurdan fazla dili, dini, ırkı ve kültürü aşarak çok geniş bir insan yelpazesine hitap etmesinin altında yatan yegane nedeni de aslında çok temel bir insanı duyguyu, aşkı anlatmasıdır. Şeyh Galip’in,

"Aşk imiş her ne var alemde, gerisi bir kıl-u kal imiş"

demesi gibi, dizideki bütün savaşlar, atlar, arabalar, top-tüfek-kılıçlar, köşkler, mücevherler hepsi teferruat. Bir elbisenin üzerini süsleyen ve parım parım parladığı için gözlerimizi alan, bu yüzden de başka hiçbirşeye dikkat edemediğimiz zinet eşyaları gibi dizideki diğer bütün unsurlar, asıl hikaye olan iki insan arasındaki aşk hikayesinin küçük detayları. Birisinin bir cihana hükmeden koskoca bir imparatorluğun kudretli sultanı olması, diğerinin Ukrayna’dan gelen basit bir cariye olması bu hikayenin özünün herhangi iki insan arasında varolabilen ve tarihin her devrinde görülebilen çok insanı bir temel duygu aşk olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu yüzden de çok geniş bir coğrafyada kendine izleyici buluyor.

Soft Power

Ben Başbakan Erdoğan’ın yerinde olsam, ülkelerin topla, tüfekle, askerle fethetildiği dönemlerin çok geride kaldığını, yerine Amerika’nın bütün dünyaya bu işin nasıl yapıldığını gösterdiği şekilde "soft power" denilen sinema, tiyatro, televizyon gibi kültürel öğeler ile medeniyetlerin kalbine yerleşildiğini ve böylece buralarda nüfuz kurulup ticaret yapıldığını fark eder, elimi ayağımı televizyon eleştirmenliğinden çekerek cinnet geçiren ülkeyi adam gibi yönetmeye yoğunlaşırdım.

(bilge isa seyran)

 

Yorumlar

Yorumunuz alındı!

Yorumunuz başarıyla kaydedilmiştir ve onaylandıktan sonra yayına alınacaktır.

İsim gerekli!

Mesajınızı yazınız!