ergenekon nedir kısaca, ergenekon destanı

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 66'si tutuklu 275 sanığın yargılandığı, Ergenekon Davası'nda kararın bugün açıklanması bekleniyor.

05.08.2013 11:42

Karar öncesi Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ne giden yollar kapatıldı.
TEM Otoyolu'ndan Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ne giderken kullanılan Kınalı yol ayrımı iki yönlü olarak trafiğe kapatıldı. Akşam saatlerinden itibaren polis ekipleri plastik bariyer ve dubalarla yolu kapattı.  



D-100 Karayolu'nda Çorlu-İstanbul istikametinden cezaevine giden Kınalı Cezaevi yolu da kapatılırken, bu iki yoldan hiçbir araç ve yaya geçişine izin verilmiyor. D-100 Karayolu İstanbul-Çorlu istikametinden gelen vatandaşların ise yola girişlerine kontrollü olarak izin veriliyor. 

AVUKATLAR SALONA GİRMEK İSTEMİYOR

TUNCAY ÖZKAN AVUKATIYLA GÖRÜŞTÜ

TUTUKSUZ SANIKLAR BAVULLARLA SİLİVRİ'YE GELDİ

SİLİVRİ'DE 6 MADDELİK YASAKLAR LİSTESİ

Jandarma ekiplerinin geniş güvelik önlemleri aldıkları gözlenirken, TEM Otoyolu Kınalı girişi kapatıldığı için giremeyen vatandaşları ise trafik polisleri yaklaşık 8 kilometre ileride bulunan Çerkezköy yol ayrımına yönlendiriyor.

 Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Prof. Dr. Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de aralarında bulunduğu 66’sı tutuklu, 275 sanığın yargılandığı ve kamuoyunda “Yüzyılın davası” olarak nitelendirilen Ergenekon davasında bugün kararın açıklanması bekleniyor.

Silivri Ceza ve İnfaz Kurumu yerleşkesinde duruşmaya yalnızca tutuklu ve tutuksuz sanıklar, avukatlar, milletvekilleri ve basın mensupları katılabilecek. Bazı sivil toplum örgütlerinin ve siyasi partilerin çağrısıyla vatandaşların bugünkü duruşma için Silivri’ye akın etmesi ihtimaline karşı, güvenlik güçleri duruşma salonu çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı.

Silivri Ceza İnfaz Kurumu’na çıkan tüm yollarda kilometrelerce barikatlar kurulurken takviye jandarma ekipleri de Silivri’ye geldi. TEM ve E-5 karayolundan gelirken kullanılan cezaevi sapaklarında jandarma tarafından kontrol noktası oluşturulurken sivil araçların cezaevine girişine izin verilmedi. Olası bir taşkınlık ihtimali göz önünde bulundurularak güvenlik güçlerinin duruşma salonuna giden yolda çift barikat kurduğu ve cezaevine ait otoparkın da çevresine barikatlar yerleştirdiği görüldü.

Basın mensupları da dün öğle saatlerinden itibaren duruşma salonun önünde çadır kurarak bugünkü duruşmayı beklemeye başladı.
Duruşma nedeniyle yaşanacak yoğunluktan ötürü iletişimde aksaklık olmaması için yerleşkenin çevresinde GSM operatörlerince seyyar baz istasyonları kuruldu.

Askeri helikopterler de dün gün boyu cezaevi yerleşkesinin üzerinde güvenlik uçuşu yaptı. Duruşma nedeniyle yarın Silivri Cezaevi’ndeki açık görüş de iptal edildi.

ERGENEKON DAVASI NEDİR?
‘2009 yılında gerçekleştirilecek darbe için zemin hazırlamaya çalışmakla’ suçlanan ve savcının hazırladığı iddianamede ‘Ergenekon Terör Örgütü’ olarak adlandırılan yapıya, Engin Bağbars’ın ifadeleri sonucu ulaşıldığı ileri sürülüyor. Peki, bu nasıl bir yapılanmaydı? Kim neyle suçlanıyordu? Operasyon nasıl başlamış ve sürmüştü? Kendilerine neden Ergenekon ismini vermişlerdi? İşte yeni başlayanlar için ‘Ergenekon olayı’.

Öncelikle milliyetçi çevreler, Türklüğün var oluş destanı Ergenekon’un böyle bir operasyonla gündeme gelmesinden rahatsız. Destanın adının, bu örgütle ilişkilendirilmesinin özellikle yapıldığına ilişkin iddialar bulunuyor. Ergenekon adının, bu örgütle nasıl yan yana geldiğini anlamak için resmi belgelere bakmakta fayda var.

Her şey 12 Haziran 2007’de, Ümraniye’deki bir evde 27 el bombası bulunmasıyla başladı. Bu kapsamda gözaltına alınanlardan biri, piyade komando astsubaylığından, paraşüt atlayışında diz kapağında oluşan sakatlık nedeniyle emekliye ayrılan Oktay Yıldırım’dı. Yıldırım’ın evinde ve çalıştığı işyerinde ele geçirilen belgelerden biri, ‘Lobi’ adını taşıyor. Üzerinde ‘çok gizli’ yazan bu dosyada, ‘Ergenekon’un ‘Lobi’ örgütlenmesinden söz ediliyordu. Bu yüzden Ümraniye operasyonundan sonra yürütülen soruşturmada gözaltına alınanlara, bu dosyadaki bilgilere dayanılarak, “Şu anda size gösterilen Ergenekon organizasyonu nedir, lideri kimdir, ast-üst ilişkileri, silahları, eğitimleri, eylemleri ve faaliyetleri hakkında detaylı bilgi veriniz. Bu dokümanda adı geçen şahıslar ve gruplarla ilişkilerinizi anlatınız” dendi. Buradan, Ergenekon adının ele geçirilen bu belgelere dayanılarak örgüt ismi olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

22 Ocak 2008 günü sabaha karşı gözaltılar başladı; aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de bulunduğu 33 kişi sorgulanmaya başlandı. ‘Ergenekon’ adı verilen operasyonda, altı ayrı ilde 24 farklı adrese eş zamanlı baskın yapıldı. Küçük’ün yanı sıra avukat Kemal Kerinçsiz, Fuat Turgut, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Yöneticisi Sevgi Erenerol, Mersin’de silah üzerine ‘ölme-öldürme yemini’ ettiren emekli Albay Fikri Karadağ ile Susurluk skandalının kilit isimlerinden Sami Hoştan ve ‘Drej Ali’ lakaplı Ali Yasak’ın gözaltına alınması dikkat çekti.

Sonuç itibariyle ‘Ergenekon’ operasyonu, aslında 22 Ocak’ta başlamamıştı. Resmen 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen 27 el bombası soruşturmasının devamı niteliğindeydi. Ama gayri resmi olarak, Engin Bağbars’ın 2006’da verdiği ifadeden bu yana soruşturma gizlice sürdürülüyordu.
Konuya ilişkin yöneltilen bir soruya Başbakan Tayyip Erdoğan, “Devlet çalışıyor arkadaşlar” cevabını verirken; İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Gelişmeleri takip ediyoruz. Her şey savcılığın kontrolü altında” dedi. Operasyonla ilgili ilk resmi açıklama ise İstanbul Valisi Muammer Güler’den geldi. Güler, operasyonun İstanbul’un dışındaki illeri de kapsadığını belirtirken; savcı, göz altıların Ümraniye soruşturmasıyla ilgili olduğunu açıkladı.

Üç günlük gözaltı süresinin sonunda, 26 ve 27 Ocak’ta; emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Kuvvayi Milliye Derneği Genel Başkanı Fikri Karadağ, Susurluk Davası hükümlüsü Sami Hoştan, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Sevgi Erenerol ve Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Avukat Kemal Kerinçsiz’in de aralarında bulunduğu dokuz kişi tutuklama istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Nöbetçi hakime ifade veren Güler Kömürcü serbest kalırken, diğerleri tutuklandı.

“Ordu el koyacaktı”
Ergenekon örgütü, savcılık tarafından ‘2009'da yapılacak darbeye zemin hazırlamak’la suçlandı. Hatta bu amaçla, PKK ve DHKP-C terör örgütlerini tetikçi olarak kullanacaktı. Yani bir tarafta milliyetçi, Atatürk ilkelerini tam anlamıyla hayata geçireceklerini ileri süren Ergenekon, ülkeyi bölme hedefindeki teröristlerle işbirliğine giriyordu. Ayrıca 2009 tarihi de önemliydi. Hedef olarak neden bu tarih konulmuştu? Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın görev süresinin Ağustos 2008’de dolacağı ve yerine Orgeneral İlker Başbuğ’un geçeceğine dikkat çekiliyor.

Taraf gazetesinde Neşe Düzel’e ‘2009 darbesi’ni yorumlayan gazeteci Murat Belge, “2009’da planlanan darbe, 12 Eylül’den beter olacaktı” görüşünü savundu: “O darbe planında kıyamet gibi kan akacaktı. Linçler yaşanacaktı. Dört beş gün sonra ordu kardeş kavgasına son vermek üzere gelip bu kanı durduracaktı. Ama ordu, bu saldırıları durduruncaya kadar, istenmeyen unsurlar zaten temizlenmiş olacaktı.”

Bu arada operasyonun perde arkasında Fethullah Gülen Cemaati’nin de adı geçti. Konuya ilişkin İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Eşref Bitlis’i, ABD güdümlü gladionun katlettiğini açıklayan general tutuklandı. Operasyon merkezine Fethullahçı polis şefleri oturtuldu” açıklamasında bulundu.


YORUMLAR