Bankalar hesapta para olmasa dahi müşterilerini borçlandırıyor

Bankaların aldığı işlem masraflarına karşı uyarıda bulunan Tüketiciler Birliği başkanı Aydın Ağaoğlu bankaların müşterilerinden habersiz kendilerine önce kredi verdiğini sonra da borcunu bu krediden tahsil etti

4. kuvvet okur köşesiyle okurlarından gelen her türlü sorun ziyaretçileriyle paylaşan gazetea24.com son 3 ayda en çok dile getirilen sorunları TÜKO DER başkanı Aydın AĞAOĞLU’NA sordu.

İSPARK’IN, evinin önüne park eden vatandaştan para alarak değnekçileri bile solladığını dile getiren TÜKO DER Başkanı Aydın Ağaoğlu, İSPARK’IN vatandaştan sakladığı gerçekleri açıkladı.

İşte 4. Kuvvet Okur köşemizden en çok aldığımız şikâyetler ve TÜKO DER başkanı başkanı Aydın AĞAOĞLU’NUN çarpıcı açıklamaları!
Cumhuriyet savcıları neden şikayetleri değerlendirmiyor?
Bankalar müşteriyi nasıl nişanlısından etti?
İBB değnekçileri kovup kendisi mi yerleşti?
İSPARK hangi konuda değnekçileri solladı?
İSPARK’IN aldığı park ücretleri yasal mı?
İSPARK’IN vatandaştan sakladığı gerçek ne?

Bankaların hesap ücreti kesmesi konusunda şikâyetler geliyor mu? Bu konuda neler yapılmalı?

Bankaların tüketicileri tahakkuk ettirdikleri ücretler bir tek hesap işletim ücreti ile sınırlı değil ne yazık ki. Hesap işletimsizlik ücreti, üyelik ücreti gibi çeşitli adlar altında ücret kesintisi yapıyorlar.

Peki, yasal tedbirler yok mu bununla ilgili?

5411 sayılı Bankacılık kanunun müşteri hakları başlıklı 76. Maddesi ikinci fıkrası, 4077 sayılı Bankacılık kanunundaki haklar saklıdır. O hükümler önceliklidir ibaresine haiz olmasına rağmen bazı bankalar “Bankacılığın özel kanunu var. Tüketici kanunu içinde yer alan kredi kartları ve tüketici kredileri dışındaki bankacılık işlemlerini 4077 sayılı Tüketici kanununa göre değerlendirilmemelidir.” şeklinde görüş beyan ediyor.

Maalesef Yargıtay’dan da bu yönde bir karar çıktı. Böylelikle hesap işletim ücreti, hukuki olmamakla birlikte hiçbir ücret ödemeden tüketicilerin hak arayabildikleri Kaymakamlıklarda, illerde ticaret odaları müdürlükleri bünyesindeki tüketici hakem heyetlerine gitmelerinin önü kesilmiş oldu.

Ancak burada net olarak ifade etmek gerekir ki, kredi kartı, banka kartı ve tüketici kredisi ile ilgili itilaflarda tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinin olduğu zaten tartışılmamaktadır.

 

Bankalar ile ilgili tüketicinin bilmesi gereken en önemli ayrıntılar neler?

Bankalar, kredi kartı veya banka kartı verdiğinde mutlaka tüketiciye başka hesaplar da açıyor. Tüketici iradesi dışında açılan bu hesaplar ile ilgili borç altına sokuluyor. Banka, tüketiciye açtığı o hesaba belli aralıklarla bazıları 3’er aylık periyotlarla bazıları 6’şar aylık periyotlarla hesap işletim ücreti adı altında borçlar tahakkuk ettiriyorlar. Bu borçları tüketicinin hesabından haber vermeden de kesiyorlar.

Peki ya tüketicinin hesabında para yok ise?

İşte işin ilginç olan kısmı bu. Hesapta para bulunmadığı durumlarda hesap sahibine, haber vermeden ya da önceden sözleşmeyi imzalatırken, imzalamış olduğu kâğıtlar arasına bir kâğıt sıkıştırmak sureti ile tüketici fark etmeden ona Kredili Mevduat Hesabı açmış oluyor. Tüketici herhangi bir borcunu karşılayacak miktarda parası bulunmasa dahi, Kredili Mevduat Hesabına aktarılan kredi ile borçlandırılmakta ve o para ile diğer borcu ödenmektedir.

Yani tüketici talep etmediği halde ona ayrı bir hesap açılıyor. Oraya bir kredi çıkartılıyor. O kredi ile de diğer hesabındaki borcu ödeniyor. Kredili Mevduat hesabının faizi de normal tüketici kredisi faizlerinin birkaç katıdır. Bankadan bankaya değişmekle beraber normal tüketici kredisinin faizi 0.8’lerde iken, bunun faizleri 2.5’lara varabilmekte yani 4 katına ulaşmaktadır. Üstelik tüketici bu borçtan haberi olmadığı için ödememekte, dolayısıyla üzerine binen faizlerle birlikte bu borç artarak yükselmektedir. Yapılan hukuksuzlukla bununla da kalmıyor.


CUMHURİYET SAVCILARI NEDEN ŞİKÂYETLERİ DEĞERLENDİRMİYOR!

Bu konuda bankalara davalar açılmıyor mu peki, açılıyorsa bu davalarda sonuç genelde hangi yönde oluyor?

Buna Cumhuriyet Savcılarının dolandırıcılık nedeni ile dava açmaları gerekir. Ama bankalar güven müesseseleri oldukları ve hukuken, gerekli şartları yerine getirerek kurulmuş müesseseler oldukları için, Cumhuriyet savcıları bu konuda kendileri yetkisizlik kararı verip konunun bankacı ile tüketici arasındaki bir ilişki olmasından ötürü Hakem Heyetleri veyahut Hukuk mahkemelerinin görev alanında olduğunu ileri sürebiliyorlar.

10 yıldır hareket görmeyen hesaplarda bulunan bakiyeler TMSF’ye devrediliyor. Bu konuda Tüketicilerin bilmesi gereken önemli ayrıntılar var mı?

10 yıldır hareket görmeyen hesaplar ile ilgili 1 Haziran 2013’te kalan bakiyeler TMSF’ye devredilecek. Bugüne kadar hangi bankaya yolu düşmüşse, kartını almış, maaş hesabı açılmış ya da kredi kullanmış ise ve şimdi de bunları kullanmaya devam etmiyor olsa bile o bankalar ile ilgili gerekli araştırmayı yapıp açıkta hesabı olup olmadığını, bir bakiyesi bulunup bulunmadığını mutlaka araştırmalıdırlar.

Bakiyesi olmasa dahi, bankalar hesap açık olduğu için tüketicilere hesap işletimsizlik ücreti, hesap işletim ücreti, üyelik ücreti gibi çeşitli adlar altında bir takım borçlar çıkartıyor. Bu borçlar ile birlikte, tüketiciye icra takibi, hatta Kredi Kayıt Bürosu’nun Kara Listesi’ne kaydettirebiliyorlar. Bu yönde gelen şikâyetlerden anlaşılmaktadır ki, tüketici adeta sahipsiz, kaderine terk edilmiş, tehlikeli bir uçuruma doğru yuvarlanmaktadır.

BANKALAR ADAMI KARA LİSTEYE ALINCA NİŞANLISINDAN OLDU

Derneğinize şimdiye kadar gelen en ilginç şikâyet nedir?

Bir tüketici evlenmek üzere olduğu esnada, evlilik projesinin suya düştüğünü anlattı. Sebebi ise 5-6 yıl kadar önce, maaş hesabı açılmış olan banka ilişkisini kesmiş olmasına rağmen, o hesaba hesap işletim ücreti yürütmesi ve bu hesap işletim ücretinin faizleriyle birlikte büyüyerek icra takibine düşmesi… Evlenme hazırlığı yapan tüketicimiz, eski bankasının bulunduğu şehirden başka bir şehre göç etmiş, oraya yerleşmiş. İşe girmiş. Orada evlenme niyetiyle nişanlanmış.

Evlilik arifesinde de bir ev edinmeye karar vermiş. Peşinatı hazırlamış, evi bulmuş ve bir bankaya kredi almak için başvurmuş. Bankaya gittiğinde kredi alamayacağını öğrenince konuyu araştırmış ve kendisinin kara listeye düşmesine sebep olan bankanın geçmişte maaş hesabı olan ama aslında hiçbir borcu kalmayan banka olduğunu öğrenmiş. O tüketici kendisini kara listeden kurtarmak için bir sene uğraştı. Ve bu arada da evlilik projesi de maalesef gerçekleşmedi.

İsminiz kara listede diye kızın babası alıyor nişanlınızı elinizden siz ne yaparsınız? Bunun bir manevi cinayetten farkı var mıdır? İki genç birbirlerini sevmişler, elleri de ekmek tutmuş. Yuva kuracaklar. Yuva kurarken birde evimiz olsun diye gidip mütevazı bir ev beğenmişler.

Tam alacaklar. Peşinat hazır, ev hazır. Gidiyorlar bankaya, kredi istiyor. Maaş bordrosunu teminatını da gösteriyor. Ama banka “Sen kara listelik bir adamsın” deyince; Kızın, oğlanın babası da “Ne işi var benim kızımın, oğlumun sahtekârla dolandırıcıyla” diyip çekiyor alıyor. Tek başına bir Aziz Nesinlik hikâye bu. Bunlar yaşanmış hikâyeler.

Kredi kartı aidatlarını geri alabilmek için neler yapmak gerekiyor? Tüketici birliklerinin 14-15 Mart’ta tüketicilere bankalara gitmeme yolunda yaptığı çağrıya katılıyor musunuz? Neden?

15 Mart Dünya Tüketiciler gününde Tüketici dernekleri tüketicilerin de desteği ile çeşitli etkinlikler yapıyor. Bu yıl seçilmiş olan bu etkinlik türü, elbette bizler tarafından da desteklenmektedir. Bankaların, güven müessesesi olduklarını unutarak bunu bir kenara bırakarak, haksız kazanç uğruna, tüketiciyi istismar etmesi son bulmalıdır. Bu konuda yaptırımlar yetersiz olduğundan bankalar haklarında çıkan on binlere aleyhte karara rağmen tüketicilerin üzerinden haksız kazanç elde etmeye devam etmektedirler.

Nitekim 2012 yılında açıkladıkları 2011 yılı karlarının yaklaşık 3’te 2’si faaliyet dışı kazançlardan elde edildiği ve tüm personel giderlerinin kart aidatı gibi hukuka aykırı şekilde gelir sağladıkları, üstüne de kar kaldığını ifade etmişlerdir.

Dolayısıyla tüketici örgütlerinin bankalarla iş yapmama konusundaki önerisi her ne kadar uygulanabilir gözükmese de, tüketicileri sesini duyurması açısından olumlu bir tepkidir. Bankaya gitmemek elinizde değil ki, bir yerden bir yere para göndereceksiniz veya biri size ihtiyacınız olan parayı göndermiş, mecbursunuz gitmeye. Bankalar görevlerini doğru yapmalılar. Tüketicilerde güvenle bankaların kapısından içeriye girmelidirler.

Türk tüketicisi haklarını biliyor mu?

Türk tüketicileri özellikle finans konusunda okuryazar bile değiller ne yazık ki. Çünkü bu ayrı bir ihtisas dalı. Ülkemizde finans sektörü konusunda bilgilenme yeterli değildir. Bankalarda bunu koz olarak kullanıyor ve kendilerine kazanç olarak dönmesini sağlayacak hukuka aykırı girişimlerden kaçınmıyorlar.

Vatandaşları bilgilendirmek için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Derneğimize başvuran vatandaşlara hukuki haklarını hatırlatıyoruz. Bizim dernek olarak bir yaptırım gücümüz yok. Hakem Heyetlerine temsilcilerimizi gönderiyoruz. Orada tüketici adına heyette görev yapıyoruz. Ayrıca dilekçe örnekleri sağlıyoruz kendilerine. Bunun yanında örnek davalar açıyoruz.

Açtığınız örnek davalardan birini bizimle paylaşabilir misiniz?
Ben kredi kartı ücreti talep eden bir bankanın kart ücretini iptal ettirdim ve paramı geri aldım. Ama banka, kartımı kullanıma kapattı. Bunun üzerine bir hukuk mücadelesi başlattım ki benim o bankanın kartına ihtiyacım yoktu.

Bu hukuk mücadelesi neticesinde kartı kapatmasının yasaya uygun olmadığını, kartın son kullanım tarihine kadar ben zamanında borçlarımı ödediğime göre kartımı kullanmama izin vermesi gerektiğini yargı kararı ile ortaya koydum.

Yani Tüketici sorunları hakem heyeti, daha sonrada itiraz üzerine konuyu değerlendiren Tüketici Mahkemesi, kapatılmaması gerektiğini, açık tutulması gerektiğini hüküm altına aldı. Ne var ki banka, kartı açmamakta ısrar etti. Bunun üzerine Türk milleti adına kesin karar verilmiş olan bu konudaki mahkeme kararın uygulanmamasından ötürü ben bankaya karşı tazminat davası açtım.

Kaç TL’lik bir tazminat davasından bahsediyoruz?

Kartımın aylık limiti 30 bin TL idi. Ben aylık limitimin 3’te 2’si kadar yani 20 bin TL’lik tazminat davası açtım. Nasıl açmayayım ki? Hem tüm tüketicilere örnek olmalıydım, hem de bankalara bir ders vermeliydim. Üstelik kesinleşmiş mahkeme kararı uygulamamanın da bir cezası olmalıydı. Yaklaşık bir yıl da bu dava sürdü.

Ne güzel tesadüf ki, hattın kapatılmasının hukuka aykırı olduğuna hüküm veren aynı mahkemeye düştü dava. 1 yıl sonra, mahkeme tazminata hükmetti. Sadece bin TL’ye hükmetmişti. Ben davayı kısmen kazanmış, kısmen kaybetmiştim. Bu nedenle de banka avukatına 850 TL ödemek zorunda kaldım. Yargıtay da bu kararı onadı. Buradan şu sonuç çıkıyor: Bu ülkede tüketici hak ihlali yapmak suç bile değil. Bu kadar ucuz ve basit.

Özellikle İstanbul’da İSPARK’ın neredeyse tüm kaldırımları park alanına çevirerek evinin önüne park eden vatandaşlardan dahi ücret almasını nasıl buluyorsunuz?

İBB belediye encümeni bu karar ile adeta değnekçileri kovdu kendisi geldi. Yani değnekçi gitti İBB geldi. Değişen bir şey olmadı tüketici için.

Ama şunu unutmamak lazım ki, evimizin önünde değnekçi bizden para almak gibi bir patavatsızlık yapmıyordu. Bugün pek çok esnaf dükkânının önünde aracını park ettiği için cezaya maruz kaldı. Pek çok insan şehrin merkezi yerlerinde, park sıkıntısının had safhada olduğu yerlerde evinin yakınında park ettiği için İSPARK’a paralar ödemek zorunda kaldı.

Daha geçtiğimiz günlerde ben evimin yakınlarında aracımı saat 9’u çeyrek geçe park ettiğim yerden alırken, İSPARK görevlisi yanımda bitti ve 6 TL paramı aldı. Kendisini uyardığımda ‘Efendim sabah 9’a kadar almıyoruz. 9’dan sonra al arabanı git. 10-15 dakika tolerans gösterdik ya yetmez mi?’ dedi.

Biz Bakırköy Kaymakamlığı Tüketici Sorunları hakem heyetinde tüketici temsilcisi olarak bulunduğumuz esnada Yeşilköy’de evinin önüne park eden H. Vayıs’a, 114 tane park makbuzu kesildiği şikayetini aldık, değerlendirdik.

Bakırköy Kaymakamlığı, Tüketici Hakem Heyeti ise İstanbul Hukuk Fakültesi dekanlığına başvuruda bulunarak teknik ve hukuki bilgi gerektiren bu konuda bilirkişi tayini ile bir görüş oluşturulmasını istedi.

İstanbul Hukuk Fakültesi uzmanlarından gelen cevabi bilirkişi raporunda İSPARK uygulamasının kökünden hukuka aykırı olduğu ve kaldırılması gerektiğini 13.12.2012 tarih ve 3196 sayılı Bilirkişi raporu; uygulamanın hukuki temelden yoksunluğunu açıkça ortaya koyuyordu.

UYGULAMANIN HUKUKİ BİR DAYANAĞI VAR MI?

Sizce bu uygulamanın hukuki bir dayanağı var mı? Yoksa vatandaş bu gibi durumlarda nasıl davranmalı? Bu konuda verilmiş bir emsal karar var mıdır?

Hukuki bir temel yok İSPARK uygulamasında. Bilirkişi raporunda cezaya konu olan İSPARK otopark uygulamasının genel olarak hukuka aykırı olduğu ve insanların, oturdukları, evlerinin veyahut bulundukları işyerlerinin en yakınındaki yerlerde ücretsiz park edinmelerine olanak sağlanmasının mevzuat gereği olduğu açıkça dile getiriliyordu.

Buradan hareketle ISPARK’ın yukarıdaki mevzuat maddesine aykırı olarak H.Vayıs’a yazmış olduğu 114 tane makbuzun tutarı olan 695 TL’lik borcun iptal edilmesi yönünde karar çıkınca, İSPARK yetkilileri de savunmada taktik değiştirdiler.

İSPARK bu karar sonrasındaki savunmasında; esnaf ve ev sahiplerinin mağdur olmamaları için Büyükşehir Belediye meclisinin yerel kullanıcıların indirimli tarife uygulanmasını kararlaştırdığını dile getirmeye başladı. Böylelikle İSPARK geçmişe yönelik evinin veya iş yerinin bulunduğu yerde park eden vatandaşa kestiği tutarları yeniden yapılandırdı. Belki de iade etti. Ama diğerlerine örnek olmasın diye “geri iade ettik” demedi. Belki de iptal etti o makbuzları.

Davalı İspark aynı savunmasında, Hakem heyetimize başvuran Vayıs’ın, kendilerine herhangi bir başvuruda bulunmadığını belirtmiş. İSPARK iyi niyetliyse niçin tabelalarında “0-1” saat şu kadar diye yazıyor da, burada ikamet edenler veya iş yeri bulunanlar şu numaraya müracaat edip ücretsiz yararlanabilir diye tüketiciyi bilgilendirmiyor? Neden acaba?

“ÖĞRENDİK Kİ, İLK 15 DAKİKA PARKLANMAK ÜCRETSİZMİŞ”

Ayrıca bu dava sayesinde öğrendik ki, ilk 15 dakika parklanmak ücretsizmiş. Bunu da tüketiciler bilmiyor. Şimdi yapılması gereken tüketici örgütü olarak bilgilendirici tabelaları da İSPARK’ın ücret tabelalarının yanına asılması için girişimlerde bulunmaktır. Biz bu girişimlerde bulunacağız.

Tamamı bir kamu kurumuna ait Anonim şirket olmasına karşın bu yaptıkları, hukuka aykırı olarak elde ettikleri, tüketicilerden sağladıkları gelirler bizler için utanç verici. Bir kamu kurumunun sahibi olduğu Anonim şirketin tüketiciyi yolacak kaz gibi görmesi, istismar etmesi izahtan uzaktır.

RÖPORTAJ / ECE ALTUNELİ


YORUMLAR
facebook'dan takip et
twitter'dan takip et